Amerika New York’ta Eğitim, Dil Okulu, Yaşam ve Çalışma

New York’ta Hayat

Evet sevgili okurlar New York dosyamıza hoş geldiniz! Frank Sinatra’nın “New York, New York” şarkısıyla açıyoruz perdeleri…Yazıyı okurken şarkıyı dinlerseniz, yazının içindeki ritmi ve heyecanımızı da anlarsınız. İster New York’un 1950’ler havasını sevin, isterseniz modern yaşantısına bayılın bu şehir içine girdiğiniz anda sizi büyüleyecek…

Amerikan Rüyasının en yoğun yaşandığı asla uyumayan şehir, altında metro hatlarından oluşan bir yeraltı dünyası barındıran şehir, bir yandan bisikletleriyle işe gidenlerin bir yanda takside trafikten çileden çıkanların şehri, milyarderlerin yüzlerce dolarlık hamburgerler yediği ‘homeless’ların köpekleriyle sokaklarda yattıkları şehir… Durmayan, şaşırtan ve etkileyen şehir… İşte burası New York! Havalimanından çıkıp şehre geldiğinizde, sizi çarpacak olan atmosferin etkisinden eğitim hayatınız boyunca çıkamayacaksınız. Manhattan Yarımadası’nda gezerken, Central Park’ta yürüyüş yaparken, Broadway’de bir müzikali izlerken kendinizi çimdikleyerek uyandırmak isteyebilirsiniz ama uyanamayacaksınız çünkü rüyada değilsiniz, sadece rüyanızı yaşıyorsunuz!

Şimdi size Amerika’da dil eğitimi almak için seçtiğim şehir olan New York’ta yaşadığım süreci anlatarak kafanızdaki soruları aydınlatmaya çalışacağım. O zaman gelin New York’ta bir şehir turu yapalım ve şehri yakından tanıyalım…

Hiç Uyumayan Şehirde Dil Eğitimi Almak!

New York “The City Never Sleeps” diye bilinir yani Türkçesi “New York, hiç uyumayan şehir”. Yönetmen Woody Allen’ın bir hayranı olarak New York’u ilk kez onun filmlerinde keşfetmiştim. Bu şehre gittiğimde Woddy Allen’ın New York’unu yaşıyor olmak benim için çok ilginç bir deneyim oldu… New York’a gitmeden önce bu şehirde geçen filmleri izlemeniz yaşayacağınız deneyimin etkisini bir kat daha arttıracaktır.

Bu şehirde İngilizce öğrenmek hayatınızın en geliştirici deneyimlerinden biri olacaktır. Sürekli aktif ve sosyal bir hayatı olan bu şehrin içine karışmak isteyeceksiniz. Şehrin içine karıştıkça İngilizcenizin nasıl geliştiğine inanamayacaksınız. Oldukça kozmopolit olan bu şehirde dünyanın dört bir yanından insanla tanışabilir, dostluklar geliştirebilir ve vizyonel olarak bambaşka birine dönüşmüş olarak ülkenize dönebilirsiniz.

Ülke fırsatlar ülkesi olduğundan gelecek planlarınızı yaparken ufkunuzu da genişletecektir. Amerika’da üniversite ya da Amerika’da yüksek lisans planlarını var ama çekiniyorsanız dil okulunda geçireceğiniz süre zarfından kendinize güveniniz gelecek ve eğitim almak istediğiniz okulları yerinde görebileceksiniz.

New York’u yazarken bile laf lafı açıyor ve asıl anlatacaklarımdan uzaklaşıyorum. Yazımın içeriği de aynı New York gibi biraz kaotik olabilir, bunu benim kötü anlatımıma değil de şehrin enerjisine verirseniz sevinirim:)

Kafamı toparlayıp sizin için en gerekli bilgileri vermeye başlıyorum. İlk olarak New York’a nasıl gidersiniz anlatmaya başlıyorum.

New York’a Ulaşım

Türkiye’den New York’a direkt uçuşlar mevcut. Aktarmasız uçarsanız 11-12 saatlik bir yolculuk yapacaksınız. Uçuş sırasında pilotunuz tarafından gece gündüz bilgilendirmeleri yapılacaktır. Size önerim Amerika’ya vardığınızda jet-lag yaşamamanız için bu önerileri dikkate almanız, örneğin uçakta uyumanız sizin için yararlı olacak.

Varan 1: Türkiye’den Gidiş:

Havalimanına uçuş saatinizde en az 2-3 saat önce gidin. Kimi zamanlar yoğunluk olduğundan dolayı sırlarda vakit geçirebiliyorsunuz ya da uçuş saatlerinde değişiklikler meydana gelebiliyor… Aksi bir durumla karşılaşmamak için en az 2 saat önce havalimanında olmayı unutmayın. Havalimanı güvenliğinden geçin ve artık havalimanındasınız. Havalimanından içeri girdiğinizde yan yana dizilmiş, üzerlerinde havayolu firmalarının logoları olan ekranlarla dolu küçük, yan yana sıralanmış kiosklar göreceksiniz. Kontuar dediğimiz bu yerde uçak biletinizi aldığınız havayolu firmasını kontuarını bulun. Ekranında sizin gideceğiniz şehir olan kontuar sizinki… Burada check-in (kayıt) işlemi yaptıracaksınız. Pasaportunuz ve nüfus kağıdınız yanınızda olsun. Valizinizi görevliye verin ve biniş kartınızı alın. Biniş kartınızı aldıktan sonra ülkemizde olan vergilendirme sistemi gereği yurtdışı çıkış harcı ödemek zorundasınız bu da bir pul almanızı gerektiriyor. Bu pulu nereden alacağınızı havalimanı görevlilerine sorun, pulunuzu alın ve saklayın. Haydi şimdi sıra pasaport kontrolünde…

Pasaport kontrol noktalarına doğru ilerleyin. Burada memura pasaportunuzu, kimliğini, biniş kartınızı gösterin ve gümrüksüz bölgeye ‘merhaba’ deyin. Burada dikkat etmeniz gereken nokta doğru kapıyı bulmak ve uçuş saatinden önce burada oturup beklemek. Biniş kartınızın üzerinde kapı numaranız (gate) ve uçuş saatiniz yazar. Bazı durumlarda bu kapı numaraları ve uçuş saatleri değişir. Bunu nerden takip edeceksiniz? Bunu takip edeceğiniz yer havalimanı içerisindeki ekranlardır. Bu ekranlardan gideceğiniz şehrin adını bulun, kapı numarasına ve uçuş saatine bakın ve o tarafa doğru yol alın. Uçağa sorunsuzca bindikten sonra 11-12 saatlik yolculuğun keyfini çıkartın. Yanınızda bir kitap kesinlikle bulundurun.

Varan 2: Uçaktan indiniz ve Amerika’dasınız!

Uçaktan indikten sonra pasaport kontrolünden geçeceksiniz. Uçaktan inenlerin gittiği yöne doğru ilerleyebilirsiniz, zaten ‘Passport Control’ tabelalarını da görürsünüz. Buradaki memurlar nereden geldin, nereye gidiyorsun, neden geldin, nerede kalacaksın gibi sorular sorabilir. İngilizce bilmiyorsan önceden bunları 1-2 cümlelik yanıtlar olarak çalışsan iyi edersin. Sorulara az İngilizcenle de olsa yanıtlar vermen güvenlik kontrolünden çabuk geçmeni sağlayacaktır. Pasaport kontrolünden geçtikten sonra bagajlarına alacaksın. ‘Baggage Claim’ tabelalarını gördüğünde onları takip et. Bagajların alacağın kayan mekanizmanın üzerinde geldiğin şehrin adı yazar, o senin valizinin geleceği yer…

Valizini aldıktan sonra çıkışa doğru ilerle ve Amerika’ya hoş gedin!

New York’ta kullanabileceğin 2 havalimanı var. Birisi herkesin bildiği John F. Kennedy Havalimanı diğeri ise Newark Liberty Uluslararası Havalimanı. John F. Kennedy yılda 43 milyon yolcuyu ağırlayan oldukça yoğun bir havalimanı… Etrafınızda koşturan bir sürü insan görmeye hazırlıklı olun. Havalimanı Queens bölgesinde yer alır ve pek çok terminali içerisinde bulundurur. 8 adet terminali bulunur. Terminaller birbirine oldukça uzak. Havalimanını ayrı bir şehir olarak düşünebilirsiniz. Bu yüzden biletinizi aldıktan sonra hangi terminale ineceğinizi sorup ona göre bir planlama yapmanızı öneririm. Newark Liberty Havalimanı JFK Havalimanına göre daha küçük ve sakin. Bu yüzden bu havalimanına uçuş bulursanız değerlendirmenizi öneririz, şehir merkezine de daha yakındır.

Her iki havalimanında da metro, otobüs ve taksi kullanma seçenekleriniz mevcut. JFK Havalimanına indiğinizde havalimanından çıktığınızda elinize broşürler verilir. Bu broşürlerde taksi fiyatları yazar. Taksi ücretleri sabittir yani kandırılma durumunuz söz konusu olmaz. Yaklaşık 50-60 Dolar arsı bir meblağ öderseniz. Eğer valinizin ağır ve metro hattının karmaşasını yaşamak istemiyorsanız taksi kullanmanızı öneririz. Metro hattını kullanacaksanız Yotube’da hangi istasyonları kullanmanız gerektiğine dair güzel videolar bulunuyor. Bunları izlemenizi öneririm.

Eğer ne taksiyle ne de 34 hatlı 468 istasyonlu metroyla uğraşmayayım derseniz okuldan karşılama isteyerek çok temiz bir şekilde konaklama yapacağınız yere varabilirsiniz.

New York’ta Öğrenci Olmak!

New York’ta keyifli bir öğrencilik hayatı yaşamak istiyorsanız şehri tanımanız gerekiyor. Şehri tanımanız için de New York’un bölgelerini bilmeniz önemli… New York; Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island isimli 5 bölgeden oluşur. Bütün bölgeler birbirine gelişmiş metro hatlarıyla bağlıdır. Metro hatlarını kullanıp hızlıca varmak istediğiniz noktaya ulaşabilirsiniz fakat size tavsiyem Mnhattan’dan Brooklyn’e Brooklyn Köprüsü’nü yürüyerek geçmeniz olacak… İkonik Brooklyn Köprüsü üzerinden yapacağınız yürüyüşte güzel bir manzara size eşlik edecek. Köprüden geçip Brooklyn’e vardığınızda Dumbo mahallesinde bulacaksınız kendinizi. Yeme içme ve alışverişin pahalı olduğu bir mahalle burası o yüzden kısıtlı bütçenizi burada harcamanızı tavsiye etmem. Sokaklarını ve sahil şeridini gezip o atmosferi yaşamanız yeterli olacaktır diye düşünüyorum ya da en azından ben bunu tercih ettim…

New York dünyanın nabzının attığı bir şehir olduğundan kültür sanattan yeme-içmeye, teknolojiden ekonomiye, modadan eğitime kadar pek çok konuda ilgi alanlarınıza uygun aktivitelere katılabileceksiniz. Şehirdeki müzeleri gezmek, tarihi restoran ve kafelerde yemek yemek, tiyatro ve müzikalleri izlemek, hatta sadece yürüyüş yapmak bile kendinizi geliştirmenize olanak sağlayacak.

New York’ta gezilecek yerleri az çok biliyorsunuzdur fakat yine de sizin için bir liste yaptım. Bu liste sadece en temel görmeniz ve yapmanız gereken konuları gösteriyor. İlgi alanlarınıza göre yapacağınız araştırmalarda çok farklı yerleri ve aktiviteleri keşfetme imkânı bulacaksınız. Bu da sizin araştırmacı kişiliğinize kalmış…

New York’ta Gezilecek Yerler

New York’un kalbi tabi ki Manhattan… New York’u tanıma planınıza bir merkez belirleyip o merkezden başlamanızı öneririm. Örneğin önce Manhattan Yarımadasını keşfedin sonrasında diğer bölgelere geçiş yapın. Manhattan müzelerin, sanat galerinin, restoranların ve etkinliklerin bol olduğu bir bölge. Fakat unutmayın ki son yıllarda ortaya çıkan akımlar sayesinde New York’un tüm bölgeleri; minimal fakat çok daha farklı özellikte alanlarda kendilerini geliştirdiler. Bu yüzden çok araştırmak, New Yorker’ların önerilerine kulak kabartmak ve bolca sosyalleşmek New York’un farklı yüzlerini tanımanız için gerekli.

– Central Park: Başından sonuna yürümek 1 saat süren bu park şehrin tam ortasında bulunuyor. Yürüyüşünüz boyunca sincaplar size eşlik ediyor. Parkta güneşlenenler, kitap okuyanlar, koşu yapanlar, bisiklete binenler, resim yapanlar… Cıvıl cıvıl bir ortam. Bir de New York’ta sonbahara denk gelirseniz park tam bir görsel şölen…
– Metropolitan Art Museum: Central Park’ın içerisinde yer alan bu müzede dünya tarihini görebiliyorsunuz. 2 milyondan fazla sanat eserini görmek sanatseverler için büyük ayrıcalık.
– American Museum of Natural History: Filmlerde gördüğünüz dinozorların gerçekten yaşamış olduklarına tam anlamıyla inanamayanlardansanız bu müzeyi geziniz. İskeletlerin büyüklükleri karşısında diliniz tutulacak. MET olarak bilinen müze de Central Park’ın içerisinde yer alıyor.
– Broadway: 6- 9 Avenue arasında yer alan Broadway sanatseverlerin çıkmak istemeyeceği bir alan. Tiyatrolar, şovlar, sahne sanatlarıyla aklınızı başınızda alacak ve size yepyeni bir vizyon kazandıracak. Bir sahne şovu izlemeden dönerseniz çok şey kaçırışınız.
– Times Square: Şehrin tam merkezi Times Square. Kalabalık ve bol ışıklı bu alan New York ruhunuzu anlamanıza fırsat verecek. Dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla dolu bu yerde çok farklı tiplere rastlayacaksınız.
– Empire State Binası: New York’a gelip ikonik Empire State binası görmeden dönenlere diyecek laf bulamıyorum. Times Square’e yürüme mesafesinde olan Empire State’ten şahane New York manzarasını görebileceksiniz.
– Madison Square Garden: Şehrin en büyük stadyumlarından. Bu stadyumda düzenlenen bir etkinliğe katılmanızı öneririm.
– Flatiron Binası: Hemen hemen tüm New York filmlerinde siluetini gördüğünüz bu ikonik bina adı üstünde bir ütü şeklinde. Siz de bir fotoğrafını çekmeyesiniz mi?
– Soho: Biraz da eğleneyim diyorsanız Soho’ya uğrayınız. Öğrenci harçlığınızdan bir miktar ayırıp bir yemek yiyebilirsiniz. Bizdeki Cihangir New York’taki Soho…
– Little Italy: Pek çok milletten göçmenin yaşadığı New York’ta her millet kendine özel alanlar yaratmış Little Italy’de adı üzerinden İtalyanların sokağı. Mis gibi bir İtalyan pizzasını New York’ta yemenin keyfi bir başka.
– Chinatown: Little Italy’e yakın olan Chinatown’da Çin kültürünü görebileceğiniz bir sokak. Eşsiz lezzetteki restoranlarda oturup bir şeyler atıştırın sonra kendiniz sokağa bırakın. Bu rengarenk sokakta eğleneceksiniz.
– Brooklyn Köprüsü: Yazımızın başında da dediğim gibi Brooklyn Köprüsünü yürüyerek geçmek bambaşka bir keyif. Lütfen ama lütfen gitmişken bu köprüyü yürüyerek karşı yakaya geçin.
– Özgürlük Heykeli: Meşhur Özgürlük Heykelini görmeden döndüm demek istemezsiniz sanırım. Vapura binip Liberty Adasına geçerek köprüyü görebilirsiniz.

New York’ta Yapmadan Dönme!

– Bit Pazarını ziyaret et! Antikalar, ikinci el kıyafetler, plaklar aklınızı başınızdan alacak. Bir parça kapmadan dönme!
– The Museum of Modern Art’ı (MoMA) gezmeden dönersen pişman olursun!
– Grand Central Station’ı git gör. Amaç trenle yolculuk yapmak değil o güzel istasyonu görmek!
– Soho’da sana en güzel gelen restorana otur ye, iç!
– Broadway’de bir sahne şovu izle!
– New York gökdelenlerine kafanı kaldır bak! Bu dünyada ne kadar küçük bir noktasın fark et!
– Central Park’ta çimenlere yayıl. Der mi çalışırsın, kitap mı okursun, etrafı mı seyredersin sana kalmış…
– Times Square’de insanların içine karış. Ne kadar çeşitli insan var fark edeceksin…
– National 9/11 Memorial & Museum’u ziyaret et. Dünya tarihini değiştiren olayın çıkış noktasını gör.
– Bryant Park’a git! Kış aylarında New York’taysan burada kurulan buz pistinde paten yap!
– Chrysler Building’i gör! Art Deco mimarinin klasik örneklerinden olan bu binayı dışardan da olsa gör!
– Wall Street boyunca bir yürüyüş sana finans sektöründe çalışma hayatı hakkında çok bilgi verecek.
– Chelsea Market’ı ziyaret et! Chelsea’de bulunan bu kapalı çarşının cümbüşünde kaybol. Ben çok sevdim.
– New York’ta alışverişin keyfini çıkar. Dünyaca ünlü markaları çok ucuz fiyatlarla alabilirsin. Türkiye’de yüzlerce liraya satılan t-shirtleri 1-2 Dolara alabilirsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir